Aramızda bir durum değerlendirme toplantısı yaptık ve çoğunluk Anadolu’ya gitmeye karar verdi. Çünkü artık bizler için Samos’ta hayat gittikçe zorlaşıyordu, Samos dağları direnişçilerle dolmuştu. Buralarda barınmak zordu ve bizim de o koşullarda yaşamak için yaşımız oldukça ileriydi.

Kostas Demerci - 1941

Sandalı, gerillaları ve silahlı Yunanlıları görünce çok etkilendim. Bindik kayığa. Çok güzel, sakin bir geceydi. Gece boyunca kürek çekerek Küçük Asya’ya geçtik.

Nikos Demerci - 2007

İkinci Dünya Savaşı akıllarda, dünyada gaz odaları, katliamlar, Türkiye’de de yokluk ve ekmek karneleri olarak kalmıştır.

Ancak savaşın çok karanlık bir yüzü daha vardır; göç. Farklı yüzleriyle, çok sayıda insanın yerini yurdunu terk edip göçmen olarak yollara düşmesine neden olmuştur savaş. İşte bu göç dalgalarından biri de, Yunanistan’dan Anadolu’ya yönelen göç dalgasıdır.

Yunanistan faşistler tarafından işgal edildiğinde, başlıca üç nedenle Yunanlılar ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar: Yaşanan büyük açlık nedeniyle gelen siviller, Mısır’daki sürgün hükümetine katılmak için örgütlenen askerler ve mücadelelerini ana karada sürdürebilmek için adalardan kaçan direnişçiler.

Hepsinin çıkış kapısı Küçük Asya, yani Anadolu’dur.

Yaklaşık 20 yıl önce “Küçük Asya Felaketini” yaşadıkları Anadolu. Onları karşılayanlar da büyük oranda mübadeleyle Yunanistan’dan gelen Türklerdir.

Türklerden kaçarak Yunanistan’a gidenler, Yunanlılardan kaçarak Türkiye’ye gelenlerin yanına sığınırlar. Bir kısmıyla, Alaçatı’da, Çeşme’de aynı evleri paylaşırlar üç dört yıl. Gelenlerin bir bölümü, Türkiye’den Ortadoğu’ya, Mısır’daki sürgün hükümetine katılmaya gider. Bir bölümünün de yolu Yunanistan anakaraya düşer, direnişçilere katılmaktır hedefleri.

Yönetmenliğini Tahsin İşbilen’in yaptığı bu film, sözü edilen dönemin öyküsünü anlatır bizlere Kostas Demerci’nin anılarından ve oğlu Nikos Demerci’nin ağzından. Bir, babanın gözünden görürüz yaşananları, bir de yanında götürdüğü on yaşlarındaki oğlun gözünden. Filmin iki ana karakteri yanı sıra, Yunanistan ve Türkiye’de yaşayan diğer dönem tanıklarının anılarıyla da desteklenir öykü.

Yunanistan’dan Türkiye’ye o dönemde gelen insanların sayısının 60.000’nin üzerinde olduğu belirtiliyor. Bugün o yılları hatırlayan çok az sayıda insan var. 1950’li yıllarla birlikte iki ülkenin gerilen ilişkileri bu dönemi ve bu “insanlığı” unutturmuş durumda iki halka da.

İşte bu film, geçmişte bu iki halk arasında yaşanmış olan dayanışma örneklerinden birini, geleceğe ilişkin umutları yeşertmesi için hatırlatmayı deneyen bir barış filmidir.