İsminizi söyler misiniz?
Fatma Bozdemir.

Nerelisiniz?
Didim.

Peki teyze siz göçmen misiniz?
Selanik muhaciriyiz, annem de Selanik muhaciri.

Kaç doğumlusun?
'28 doğumluyum.

Maşallah, hiç göstermiyorsun.
Buraya geldikten sonra, 6 sene sonra olmuşum ben. Memleketten geldikten sonra.

Peki siz buraya geldiniz, '28 doğumlusunuz. '35 - '36lı yıllarda, çocukluğunuzda nasıl bir yerdi Didim, biraz anlatır mısınız?
Valla nasıl anlatsam sana, eskiden tütüncülük, ekin ekerdik,  kavun karpuz ekerdik. Bir şeyler yapardık, geçinirdik yani.

Ulaşım nasıldı o zamanlar?
Nasıl giderdik, ilk önce hiç yol yoktu, ova sırf deniz gibiydi yani. Ondan sonra Menderes var ya Menderes’e sal yaptılar tahtadan, oraya bir direk çaktılar, buraya bir direk çaktılar, biz oradan karşıdan karşıya geçiyorduk o zamanlar. Ondan sonra işte öyle, Adnan Menderes yaptı bize bu yolları. Menderes yolları yaptırdı Allah nur içinde yatırsın onu, cennette yatırsın onu. O bizi şey yaptı, yoksa yol olmazmış, koca dağlara yol oluyor nasıl yol olmaz. Ama öyle, biz çok zahmetler çektik, denizden bile ben tütün getirirdim. Ta Kuşadası’na. Kuşadası’na şeyler var ya tekneler var ya. Onlarla, kaç senesiydi Mehmet Cengiz’in öldüğü seneydi. O zamanda Mehmet Cengiz’le gittim ben tütüne.
Bu teknelerle bazen rüzgâra kapılıp Yunanistan’a…
Yunanistan’da Dipburun var ya o Dipburun’da dalga yoktu o zamanlar. Geçtiğimiz sene mi ne bir dalga bir rüzgâr, şey o Dipburun’a daldık, girdik oraya, 2 saat mi durduk, 3 saat mi durduk? Ondan sonra orayı tekrar gene çıktık, akşam namazında bindik tekneye, sabah ezanında Kuşadası’na vardık. Rüzgârdan çıkamadık Kuşadası’ndan, yine sardık tütünleri hadi bakalım Söke’ye. Gelirken gene o zaman bizim tütün şeyi girdi ya Yunanistan’a, oradan da Dipburun’dan kaçmış gitmiş, şey bozulmuş yani motor. Orayı ondan sonra çıkmışlar onlar. Orada onlar 5 gün 5 gece yok yani. Kayıp. Oradan ararken buradan ararken çıktılar. Yunanistan saldı onları. Ondan sonra biz 4-5 gün sonra tekrar buraya köye geleceğiz ama şu Menderes var ya oradan yani tekrar kayığa bindik, ondan sonra tekrar kayıkla bu şeye çıktık, Menderes’e çıktık kayıkla, işte o zaman ölmeden, Mehmet Cengiz, rahmetli oldu, o denizden hiç çıkmadı denizde kaldı. Çok zordu o zamanlar şimdi cennetteyiz biz cennette Allah’a çok şükür.

Peki 2.Dünya Savaşı’nda Yunanlılar gelmiş buraya, savaş çıktığında, Alman Harbi çıktığında. Siz hatırlıyor musunuz?
Hatırlıyorum. Geldi onlar, bu şeye geldiler. Kovele’ye. Kovele’ye çıktı onlar ama onları gene şey yapmadılar, serbest saldılar onları, her biri tarlalara dağıldılar. Beslediler onları ama gene de. Biz bile bunlara verdik, oturttuk sofraya, onlara yemekler verdik. Tarlada çalışıyoruz ya, tarlada çalıştığımızda yanımıza geldiler. Ekmeğe ne diyorlar Yunanlılar. Benim babalığım vardı ya, o onların dilinden anlardı biraz. Anlardı, ne diyorlar diyorduk, ekmek arar ekmek diyordu. Sonra var var dedik, verdik biz onlara, besledik. İşte öyle, kimisi 15 yaşlarında kimisi 20 yaşlarında. İşte öyle kimi yaşlı. Yaşlılar öyle çok gelmedi, kimi dağıldı, gençler hep geziyorlar, yaşlı pek görmedik ama şu karakol vardı ya o karakolda onları aldılar da onları beslediler karakolda.

Çok kaldılar mı karakolda?
Herhalde baya bir 15-20 gün kaldı onlar orda. Baktık yani, beslediler insanlar yani. Onlar hep domuzlar vurdular, şeyler vurdular. Onları şey yaptılar ama sonrası, ondan sonra gittiler herhalde. Hemen burada onlara biz çok, baktık onlara.

Sürekli mi çıktılar yoksa ara sıra mı ?
Harpten kaçtılar harpten. Korkudan kaçmışlar.

Harpten mi kaçıyorlar?
Evet. Harp varmış ya orada o zaman kaçmış, kaçtılar. Öyle her zaman için şey yapmadık ama işte sonra aldılar topladılar onları ama nereye gittiler onu bilemem yani.

Ne diyorlardı peki geldiklerinde? Ne diyorlardı size?
Hiç bir şey, işte anlatırlardı ama ben daha o zamanlar küçüktüm. Biz de sizin gibi karpuz ekerdik diye, mısır ekerdik diye. Bazılarının Türkçesi, böyle okumuşları vardı ya hani anlatıyordu, biz de böyle bostan ekiyorduk, sizin gibi yapıyorduk ama harp bizi işte böyle oldu, biz buralara kaçtık. Korkudan kaçtık dediler, kendimizi kurtaralım diye dediler. İşte öyle.

Kadın erkek çoluk çocuk nasıldılar peki?
Pek kadın gelmedi de erkekler çok geldi. Ben pek görmedim kadın da ama çoluk çocuk geldi yani. Daha küçükler de vardı yani.

Yani bir defa mı geldiler yoksa 3 yıl 5 yıl sürdü mü gelmeleri?
Gelmediler öyle, görmedik yani 5 yıl. Denize, oraya cıktılarsa, yanımıza geldiğinde gördük biz onları.

Nasıldı kıyafetleri?
Aynı bizim gibiydi. Şöyle güzel güzel giyiniktiler. İşte kimisi memurmuş, kimisi öğretmeniz dedi. İşte öyle yani, genç yani. Şöyle 20 yaşında 25 yaşlarında 15 yaşlarında öyle.

Sonra buradan gittiler mi başka yere?
Nereye yolladılar bilmiyorum orasını.

Peki savaş bittikten sonra, mesela 1960'larda '70'lerde falan hiç gelip ziyaret ettiler mi sizi, buldular mı ya da?
Bulmadılar, bulmadılar. Sade işte o zamanlar Alman harbi vardı, bir de bomba atıldı bizim buraya.

O bombayı anlatır mısın bize?
Saati bilmem, ezana 1 saat mi vardı ne, bir uçak geldi buraya, eski köydeydik biz o zamanlar. Orada bir kıvranıyor uçak ama nasıl, sanki bu evler kadar yok uçak yani. Ama dedik bu uçak niye kıvranıyor. Bir amcam vardı, Hüseyin amcam benim, aman dedi teyze dedi bu uçak gayri birşey yapacak bize dedi. Aman ne yapacak be.

Evleri boşalttınız mı?
Hiç evleri boşaltmadık. Öyle ama biz o uçakların bomba atacaklarını bilmiyorduk ya.

Bomba nereye düştü bomba, Kocakuyu’ya mı düştü?
Ondan sonra sen bir bombalarsın bizi. Nereye attı biliyor musun, şu bizim hani tarla var ya. Yukarıda bizim Ömer’in, şey var ya orada İbrahim çavuşların evleri var ya. O evleri, binaları yapmış ya. Bizim tarlayla sınır sınıraydık. Bizim tarlaya düşmedi. Yan tarla ama ilk bomba nasıl atmış, sanırsam bu evin yarısı kadar derin açmış. Öyle sıralamış yani 3 tane bomba. Bizim eski köyde evimiz vardı Koldemirler var, onların şeyinden bizim kapı açıldı dannn, nasıl zelzele oldu, zelzele oldu ya biz öyle sallandık. O evin üstünde ne varsa düştü gene. 1 hafta bayrak açtık.

Köyü boşalttınız yani?
Köyü boşalttık, bir hafta, 10 gün hiç evlerde yatmadık…
Almanlar dediler bilmem artık. Onlar, bizim burada askerler vardı. O zamanki zamanda askerler vardı. Asker gene bu taraftaydı, bu asker, bizim orda tek bir yüksek ev vardı, bizim tarla çok bademlikti ya, orada da bir ihtiyar dede varmış, almış feneri de gezinirmiş. Uçak niye böyle gezer, askeri kışlası vardı gene oraya bomba atacak dermiş.

Dede yanıltmış o zaman.
Dede yanıltmış yani.

Vapurla gelmişler onlar, dokuz gün dokuz gece Kuşadası, şey Yunanistan şurada yani. Dokuz gün dokuz gecede gelmişler şey vapurla.
Ama vapuru çok doldurmuşlar herkes her şeyini almış doldurmuş vapura.Hayvan mayvan getirivermişler. Kendileri gelmişler öyle, bir vapura koymuşlar onları, Bir de şu şeye inmemişler, Kazıklı yoluna çıkmışlar. Denizi de bilmiyorlar ya. Kazıklı’ya çıkmışlar onlar. Burada Kazıklı’da bir adam görmüşler. Demişler biz Kovele’ye gideceğiz ama Kovele nerede. Siz demişler geriye, geriye demişler onlar. Siz demişler geçtiniz Kovele’yi. Ondan sonra tekrar geriye dönmüşler. Orada 1 hafta mı 10 gün mü yatmışlar kalkmışlar. Ondan sonra 4 sene evvelsi mi burada Yunanistan hani Atatürk onları şey yapmış ya o zaman, 4 sene sonra geliyorlar buraya, virane şehir olmuş, otluk basmış şey basmış. Evlere şeylere. İşte herkes istediği evi almışlar, beğenmişler oralarda, eski köylerde o da öyle kalmış. Anam rahmetli derdi, burası, azdı orası dedi. Şey tarla yokmuş ama çok kuvvetliymiş oranın toprakları. Hem de orda çok tütün ekerlermiş. Biz tütün ekerdik diyor. Baya tütün alırdık diyor. Tütüncülük yaparlarmış ya, gene yaparlar mı bilmiyorum. Pasta yaparlarmış onlar memlekette. Öyle bizim gibi kalıp yapmazlarmış. Öyle şey yaparmış da. Kestane burada çok vardı kiraz kestane gene sonraları var mı yiyecek bir şeyler. Ceviz ağaçları varmış, şey varmış. Babam rahmetli 6 sene yaşamış burada, 6 sene sonra ölmüş. İlk geldiğinde muhtar olmuş buraya. Ben 6-7 aylık bebek kalmışım babamdan. Babamı hiç bilmiyorum.

2. Dünya Savaşı’nda bu Yunanistan’dan gelenler, çok zorluk çekti insanlar orda, yani bizimkiler de bunlara o zaman ciddi şekilde yardımcı olmuşlar burada. Köyden başka insanlar falan görmüşlerdir mutlaka.
Görmüşlerdir herhalde. Şimdi daha annemler falan burada dolaşacağımıza memleketten 10 yaşındayken gelenler daha fazla bilirlerdi. Ama onlardan insan kalmadı ki şimdi. Memleketten gelenler yok.

İnsanlara çok zarar vermişler.
Çok zarar vermişler. O zamanlar hep böyle almışlar, benim abim bile var Çanakkale’de şehit. 18 yaşında almışlar, gitmiş abim şeyden, Selanik’ten. Türkiye’ye gelmiş. O gidiş, bir daha dönmemiş, yani gelmemiş. Hep babam rahmetli beklermiş gelecek diye. Savaşta herhalde oralarda öldü.

Köyde neler anlatırlardı? Hiç isim hatırlıyor musunuz gelen Yunanlılardan.
Hayır.

Peki ne anlatıyorlardı buradakiler?
Bize çok işkence yaptılar diyorlardı. Biz harpten kaçtık, biz korkudan geldik buraya, dedim ya işte bu kadar, hani şey değildim ben onlar geldiğinde. Şöyle 11-12 yaşlarında vardık ama.

Peki sizden büyükler birşey anlattılar mı size, bunun dışında hatırladığınız birşey var mı?
Annemler mi?

Evet.
O zaman çok işkence yapmışlar annemlere Yunanlılar. Hep almışlar almışlar, aldılar mı bir daha geliş yok. Derelerde kesmişler, her şeyler yapmışlar onlara.

Peki annelerinizin kuşağı, yani yaşlılar, gelen Yunanlılara nasıl davrandılar?
İşte iyi davrandılar diyorum ya. Yani oraya, bizim tarafa çıkan, bizim tarla oraya yakın ya şeye oraya bize yakın diye geldi onlar. Buraya köyün içine geldiler mi bilmiyorum. Ama bir de karakol var, karakola almışlar onları, beslemişler. Bizim arsalarımız var ya orda sen biliyorsun ya bizim arsamızı. İşte oraya, köye yakın ya bizim arsamız, köye yakın olduğumuzdan hep dağıldı o insancıklar geldiler yani geziyorlar.

Peki siz, Türkler onlara çok iyi davrandınız.
Evet. Hiç onlara şeylik yapmadı Türkler. Çok güzel baktılar onlara.

Sonra?
Ne bileyim ben, yapmadılar. Yani bilmiyorum, biz insanlık severiz ya öyle şeyliği yapmazlar yani. Yani biz Müslümanlar merhametli olur iyi olur yani. Ama şimdiki kuşakları bilemiyorum, ne şeydeyiz. Şimdi bilemem. Biz daha şeyiz, insan sevgisi falan. Barışa yakınız, şeye yakınız. Kötülüğün hiç bir kimseye faydası olmaz. Olur mu? Şimdi Allah korusun bir şey olsa ondan da olur ziyan bizden de olur. Kimseye yaramaz yani, barış olsun, kavga olmaz yani. Biz eski insanız ama Allah şimdiki kuşaklara şey versin yani.

 


» Abdülgani Kalaycı
» Ahmet Akcan
» Ahmet Gönül
» Ahmet Yorulmaz
» Ali Onay
» Angeliki Voyaci
» Bayram Dikoğlu
» Bekir Sıtkı Baykal
» Dimitrios Karaminas
» Dimitros Karatzitzis
» Fatma Bozdemir
» Hacer Kurt
» İbrahim Gündenç
» Kazım İnam
» Manolis Violatzis
» Mehmet Hayati Ocak
» Nikos Demerci
» Nikos Karavas
» Osman Hakkı Akbaykal
» Panayotis Doukas
» Spiros Pavlis
» Yorgos Photellis
» Yorgos Primos