|

Adınız?
Ahmet Akcan. Ben buranın yerlisiyim. Doğup büyüme yerim burası. (Mordoğan-İzmir)
Ne iş yapıyordunuz?
Rençberlik. Tütün. Yasak gelinceye kadar, kota kalkıncaya kadar tütün yapıyorduk. Kota kalktı, biz de zaten yaşlandık.
Kaç yaşındasınız?
81.
Maşallah. 2. Dünya Savaşı'nda buraya sığınan Yunanlılarla ilgili bilgilerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Senesini kesin olarak pek hatırlayamayacağım, ‘41-‘42, zaten pek sürmedi, ondan sonra savaş bitti. 2. Dünya harbi, sulh imzalandı. Ben 1945’te asker oldum. O Yunanlılar buraya çıktıktan sonra, 2–3 sene burada oturdum, rençperlik yaptım.
Karşılaştınız mı, gördünüz mü gelenleri?
Mayıs ayıydı, tütüncülük yapıyoruz. Babamla beraber çalışıyoruz. Gürültüler geliyor, babam diyor ki komşuya bu nedir bu gürültüler falan. Çeşme tarafında bir mağara varmış, deniz estiğine göre gürlermiş. Kokar filan diyor iki ihtiyar birbirine, ben de dinliyorum. Ertesi gün bir duyarız, gene de kesin bilemem, Midilli mi Sakız mı, adalardan Yunanlılar iskeleye geldiler filan. Çocuğum ben ya, hani çocuk derken gene de erişkinim, bir ara fırsat buldum, geldim aşağıya. Burada büyük cami vardı, caminin altında depo, orayı doldurmuşlar. Bir jandarma kapıda duruyor. Yanaştık biz, baktık. Orda, buradan yerli halk, konuşuyor. İlk İtalyanlar vurdular adaları. İtalyanlar bu işi başaramayınca Almanlar bu sefer, siz bu işi beceremeyeceksiniz, onlar geldiler. İndiler tepelerine uçakla. Bastılar topa. Ondan sonra sıkışan, teknelerle, hep böyle küçük teknelerle, 10 kişi 15 kişi 8 kişi, böyle kafile kafile buraya çıktılar. Caminin altında onları öyle gördüm. Ertesi gün, iki jandarma yanlarında 15 kişi 20 kişi, kafile kafile, şurada Balıklıova var, bilirsiniz, oranın jandarmasına, Gülbahçe’ye, böyle kademe kademe, İzmir’e gittiler. İzmir’de bir kamp kurmuşlar. Kampa biriktirdiler bunları. Artık o kampta ne kadar beslediler, ne kadar durdular, ne kadar yaşadılar bilemeyeceğim.
Buraya gelenlerin sayısı neydi?
Kafile kafile geliyordu.
Aşağı yukarı bir rakam aklınızda var mı?
Valla benim gördüğüm, hatırladığım kadarıyla vardı 80, 100 kişi vardı.
Genelde dağılım nasıldı, kadınlar, yaşlılar…
Kafile kafile, 10 kişi kadın varsa, 8–10 kişi erkek var, çoluk çocuk da var aralarında. Hatta şöyle oldu, demin de söyledim, İtalyanlar bu işi becerememişler, anlatıyor işaretle, İtalyan diyor, Yunanlı, Alman diyor, yaka silkiyor. Almanlar onları hırpaladı.
Durumları nasıldı geldiklerinde?
Valla burada yemek yedirip yolluyorlardı. Gelenlere yemek veriyorlardı. O günün şeysiyle fasulye, makarna, pilav, öyle birşeyler veriliyordu, yiyorlardı tabi onlar da. İçlerinde düzgün giyinenler var, pejmürde giyinenler de vardı.
İçlerinde Türkçe bilen var mıydı?
Çat pat. Berenarı.
Nereden öğrendiklerini biliyor musunuz?
Hayır.
Onların kampa götürüldüğünü söylediniz. Bu kampları biliyor musunuz siz?
İşte bir yerde toplamışlar, orda bakılıyorlarmış filan. Dediler, deniliyordu.
Geri gönderilmedi değil mi hiçbirisi?
Hayır, hayır. İzmir’e gönderdiler. İzmir’de ama nerde baktılar, nereye kurdular kampı, onları bilmiyorum.
Buraya geldiklerinde, onlar için özel bir yer yapıldı mı burada?
Yok. Sadece caminin altı depo gibi geniş, oraya biriktiriyorlardı, başlarında bir jandarma, kapıda, beş on kişi birikti mi 15 -20 kişi, bir iki jandarma onları Balıklıova’ya götürüyordu. Oradan Gülbahçe, Urla filan, gidiyordu. Yayan tabi, o zaman vesait filan birşey yok.
Ne kadar sürdü bu?
Bir ara bir akın ettiler işte, ondan sonra durdu. Pek uzun devam etmedi. Savaş '45’te falan bitti.
Çok teşekkür ederiz…
|