|

Adım Niko Karavas. 80 yaşındayım. Samos’ta, Vathi’de doğdum. Ebeveynlerim Küçük Asyalıydılar; annem Güzelçamlılı, babam ise Sökeli. Bundan dolayı bir ilişkim var. Demin Niko’nun anlattıkları benimkilerle uyuyor, hepimiz aşağı yukarı aynı serüveni yaşadık.
Buradan gittik, sebepler malum; açlık ve Almanlarla İtalyanların tedhişçiliği. Ben gidenlerden daha gençtim, 16 yaşımdaydım. Kuşadası’na geçtik ve hepimizi hamama götürdüler, son gidişimde yerini buldum. Birkaç gün kaldık ve toplu olarak Selçuk’a geçtik. Trene bindik ve sırası ile Aydın, Nazilli, Denizli, Eskişehir ve Adana’dan geçip Suriye’ye ve oradan Orta Doğu’ya vardık.
Küçük Asya’da, oranın halkı ile bir ilişkimiz olmadı. Biz epey kalabalıktık çünkü her gece buradan çok sayıda insan karşıya kaçıyordu. Bundan dolayı Türk makamları durumu kontrol edemiyordu. Zaman zaman, İtalyanlara yabancıları kabul etmediklerini göstermek için, bazılarını geri gönderiyorlardı. Köylerden geçerken tren istasyonunda halk toplanırdı, galiba bizden önce geçenler olduğu için bizi bekliyor olurlardı. Meyve, karpuz gibi ikramlarda bulunuyorlardı bize. Buna karşı biz de onlara, yolda yememiz için verilen bisküvilerin boş teneke kutularını verirdik. Çok seviniyorlardı, çünkü o zaman ne onlarda, ne de bizde böyle kutular vardı.
Zinon adında bir Samos’lu, burada kunduracı çırağı idi, herkesin geçtiği şekilde o da karşıya geçti. Aydın’da 8 ay kadar kaldı ve bir ustanın yanında çalıştıktan sonra Orta Doğu’ya gitti. Bir kaç sene önce Barış Komitesi olarak oraya gittiğimizde o da gelmişti. Ona yardım elini uzatan Türk’ü hatırladı “elimde küçük bir fotoğrafı var arasam acaba hayatta mı” diye düşündü. Zinon gitti ve onu buldu. Fotoğrafı Türk’e gösterince “içeriye gel de seni nerde sakladığımı gör” dedi. Hiç bir zaman unutmamak için fotoğrafını çerçevelemişti. Birlikte yaşamları o kadar iyi geçmişti.
Bir kuzenim vardı, annelerimizin köyüne, Güzelçamlı’ya, annesinin evini bulmaya gitti. Yani ninemin evini. Kapıyı bir hanım açtı, Türkçe biliyordu, “doğduğum evi görmeye geldim” dedi. Hanım onu İçeriye aldı, ikramda bulundu. Evden birkaç metre uzaklaştığında hanım arkasından seslenip peşkire sarılı bir şeyi eline verdi. Birkaç adım attıktan sonra dayanamayıp açınca içinden ninemizden kalmış bir ikona çıktı. Hanım ikonayı dini bir amaçla saklamamıştı, çünkü Müslüman’dı. Arkasına ninem 8-9 çocuğunun doğum tarihlerini yazmıştı. O da bunun için saklamıştı ve o nedenle “bu size aittir al” dedi.
|